Bir Kadının Aşk Hayatı
Ağustos 2007, 00:40
Filed under: Günü-Birlik

Share Button

   Biriyle tanıştım. Çok hoş. Galiba o da benden hoşlandı. Bakışlarından anladım. Hem hoşlanmasa neden telefonu mu istesin? Acaba arayacak mı? Aslında ben de onu ararsam olur ama çok hevesli olduğumu anlamasın.

Aradı. Sesini duyunca çok heyecanlandım. Saçma sapan konuştum. Sanki beklemediğim bi telefondu. Ya aptal olduğumu düşünüp bi daha aramazsa.

Her an aklımda. Çok yakışıklı. Saçlarının önü dökük. Tam beğendiğim gibi.

Nihayet tekrar aradı. Akşam buluşuyoruz. Heyecandan ölüyorum.

Ne giyeceğim ben şimdi? Çok güzel olmalıyım. Vurulmalı.

Kahretsin, saçım hiç güzel olmadı.

Harikaydı. Gözleri çok güzel. Çok da güzel bakıyor.

Galiba, aşık oluyorum. Adını duyduğumda bile avuçlarım terliyor.

Bugün elimi tuttu. Ölüyorum zannettim.
Aşığım. Kesinlikle. O da bana. Eminim.

Sanki birbirimiz için yaratılmışız. Ten uyumu dedikleri bu olmalı. Ya ona hiç rastlamasaydım.

İki dakikada bir telefonu kontrol ediyorum. Mesaj var mı diye.

Gelen mesajları alt alta yazsam, harika bir aşk şiiri çıkar ortaya. Tabii benim gönderdiklerimden de.

Çok iyi anlaşıyoruz. Onun sevdiği her şeyi seviyorum.

Müthiş biri. Beni çok seviyor.

Her an beni düsündüğünü söylüyor. Ben de onu.

Ona çok güveniyorum.

Onun dışında başka şeylerle uğraşmak zorunda kalmaktan nefret ediyorum. Her an yanında olmak istiyorum.

Arkadaslarimi atlatıp onunla buluştum.

Her şeyi biliyor. Hayranım.

Bugün arkadaşlarıyla maç seyredeceklermiş. Bozuldum. Maç benden önemli mi?

Eski sevgilisi nasıl biriydi acaba?

Bugün sadece 6 defa aradı. Oysa dün 8 defa aramıştı. Allah’ım

çok mutsuzum.

Çok mutluyum.

Çok mutsuzum.

Acaba benden öncekilere de aynı şeyleri söylüyor muydu?

Onu çok seviyorum, ama o benimle yeterince ilgilenmiyor. Saçlarımın ucunu 1 cm. kestirdiğimi fark etmedi. Çok mutsuzum.

Beraberken televizyon seyrediyor. Eskiden sadece gözlerime bakardı.

Beni aldatıyor olabilir mi?

Harika bir gün geçirdik. Birbirimizi çok seviyoruz.
Gece yatınca düşündüm de, akşam yemekte bir an arka masadaki kıza baktı galiba. Saçlarımın rengini bir ton daha açmalıyım.

Evet. Artık eminim. Beni sevmiyor. Saçımın rengini açtığımı anlamadı, ”Sen makyajını mı değiştirdin?” dedi.

Ölsün istiyorum.

Hayır. Önce ben öleyim, o da vicdan azabından ölsün.

Beni aldatıyor. Kesinlikle. Gerçi elimde hiçbir ipucu yok ama,
eminim.
Hem neden aldatmasın? Erkek değil mi?

Çok mutluyum. Şüphelerimde haksızmışım. Uzun uzun beni ne kadar sevdiğini anlattı. Ben de onu seviyorum.

Ben de onu aldatmalıyım. Görür o gününü.
Sürekli dır dır ettiğimi söyledi. Kıskançlığımdan bunalmış. Çok
mutsuzum.

Bugünden itibaren başka biri olacağım.

Beni zıvanadan çıkaran kendisi. Sürekli başka şeylerle meşgul. İşi, arkadaşları, maçlar, arabası, televizyon… O halde neden benimle birlikte?

Ayrılmamız lazım. Ondan nefret ediyorum. Allah’ım ya beni terk
ederse?

İki gündür beni sevdiğini söylemedi. Başka birine aşık olmuş olabilir mi?

Çok mutsuzum.

Bir kucak çiçekle geldi. Beni çok seviyor. Ben de onu. Zaten ne
yapıyorsam aşırı sevgiden yapıyorum.

Aşırı sevgimin bir faydasını görmemiş. ”Beni normal sev” dedi.
Ruhsuz.

Allah’ım ben bu adamı nasıl sevdim? Aşkın,”a”sından haberi yok.

Benim gibi bir kadına bu nasıl yapılır?

Çok bencil. Nasıl daha önce fark etmedim?

Yıllarım ziyan oldu. Bunun acısını çıkaracağım ondan.

Ona bir oyun edeceğim, hiç unutamayacak.

Allah’ım, onu kaybetmek istemiyorum.

Kel kafalı, patlak gözlü ne olacak.

Beni bir gün bile mutlu edemedi.

Onu başkasına yar etmeyeceğim.

Dokunduğumda tüylerim diken diken oluyor.

Sinir şey.

Onu hiçbir zaman sevmedim zaten.

Terk ediyorum. Kesin kararlıyım.

Hayır, terk etmiyorum. Ona hayatı zindan edecegim.

Yarın bütün yaptıklarını bir bir yüzüne haykıracağım.

Onu çok sevdim. Bunu hiç anlamadı.

Duygusuz.

Sesini bile duymak istemiyorum.

Neden aramıyor acaba?

İnanamıyorum. Ortada hiçbir şey yokken benden ayrılmak istediğini söyledi. Asla ayrılmam. Onu çok sevdiğimi söyledim. Öldürmek istiyorum.

Aşkımdan ölmeli, ayaklarıma kapanmalı. Bu ilişki ancak o zaman bitebilir.

Pakize Suda



Dua eden eller…
Ağustos 2007, 23:38
Filed under: Günü-Birlik

Share Button

    Bu resmi çizen, Albrecht Durer isimli 1471-1528 yılları arasında yaşamış bir ressam. 18 çocuklu bir ailenin resimle ilgilenen 2 erkek çocuğundan biri. İki kardeşin de resme karşı olağanüstü bir ilgileri ve yetenekleri var. Her ikisi de sanat okuluna gidip büyük bir ressam olma hayali kuruyorlar. Aile ise bu durum karşısında çaresiz. Madencilik yaparak geçinmeye çalışıyorlar ve karınlarını zor doyurabilmekteler. Bu durum karşısında iki kardeş kendi aralarında kura çekmeye ve kazananın sanat okuluna gitmesine, geride kalanın daha çok çalışıp diğer kardeşi okutması yönünde bir karar alıyorlar. Albert ve Albrecht arasındaki bu kurada okula giden dönüşte diğer kardeşi okuması için okula gönderecek ve kendisi de madende çalışacaktı. Kurayı kazanan Albrecht okula gider ve bütün öğretim görevlilerini kendine hayran bırakarak çok büyük başarılar elde eder. Okulu birincilikle bitirdiğinde yöredeki bütün okullarda ismi bilinmektedir. Eve büyük bir gururla döner. Ailesi Albrecht onuruna güzel bir yemek verir.Kendisini öven konuşmalardan sonra Albrecht söz alır ve kendisine bu başarıları yaşatan kardeşine teşekkür eder. Simdi sıranın kardeşinde olduğunu ve okumaya göndereceği kardeşi için madende çalışmaktan büyük gurur duyacağını söyler.Kardeşinin yanıtı ise; "İmkansız sevgili kardeşim" seklindedir. "Seni okulda okutabilmek için çalıştığım senelerde bütün parmaklarım madende defalarca kirildi ve değil kalem tutmak,senin şerefine su şarap kadehini bile zor tutuyorum". Kardeşinin durumuna hakikaten üzülen Albrecht ise kendisini dünyanın en ünlü ressamları arasına sokan o ellerin, kardeşinin ellerinin resmini çizer. Yukarıda gördüğünüz bütün dünyanın ‘Praying Hands’ (Dua eden eller) olarak bildiği esas ismi ‘Hands’ (Eller) olan resim Albrecht Durer’in kardeşinin elleridir.



İki şey…
Ağustos 2007, 21:40
Filed under: Günü-Birlik

Share Button

İki şey insani "nitelikli insan" yapar:
1- İradeye hakim olmak
2- Uyumlu olmak

İki şey "ekstra değer" katar:
1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak
2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek

İki şey geri bırakır:
1- Kararsızlık
2- Cesaretsizlik

İki şey kaşif yapar:
1- Nitelikli çevre
2- Biraz delilik

İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar:
1- Baskın yeteneği bulmak
2- Cidden sevdiğin işi yapmak

İki şey başarının sırrıdır:
1- Ustalardan ustalığı öğrenmek
2- Kendini güncellemek

İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır:
1- Niyetin saf olması
2- Ruhsal farkındalık

İki şey milyonlarca insandan ayırır:
1- Sorunun değil çözümün parçası olmak
2- Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıylayaklaşabilmek.

İki şey gelişmeyi engeller:
1- Aşırılık (mübalağa, abartı,ifrat, tefrit)
2- Felakete odaklanmış olmak

İki şey çözüm getirir:
1- Tebessüm (gülümseme, sırıtma veya kahkaha degil!)
2- Sükut (susmak)

İki şey"kalitesiz insan"ın özelliğidir:
1- Şikayetçilik
2- Dedikodu

İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:
1- Bakış açısını değiştirmek
2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek

İki şey yanlış yapmanı engeller:
1- Şahis ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek
2- Hak yememek

İki şey kişiyi gözden düşürür:
1- Demagoji (laf kalabalığı)
2- Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek)



Beceriksiz evlat
Ağustos 2007, 01:30
Filed under: Günü-Birlik

Share Button