Kategori: Günü-Birlik
Biriyle tanıştım. Çok hoÅŸ. Galiba o da benden hoÅŸlandı. Bakışlarından anladım. Hem hoÅŸlanmasa neden telefonu mu istesin? Acaba arayacak mı? Aslında ben de onu ararsam olur ama çok hevesli olduÄŸumu anlamasın.
Aradı. Sesini duyunca çok heyecanlandım. Saçma sapan konuÅŸtum. Sanki beklemediÄŸim bi telefondu. Ya aptal olduÄŸumu düÅŸünüp bi daha aramazsa.
Her an aklımda. Çok yakışıklı. Saçlarının önü dökük. Tam beÄŸendiÄŸim gibi.
Nihayet tekrar aradı. AkÅŸam buluÅŸuyoruz. Heyecandan ölüyorum.
Ne giyeceÄŸim ben ÅŸimdi? Çok güzel olmalıyım. Vurulmalı.
Kahretsin, saçım hiç güzel olmadı.
Harikaydı. Gözleri çok güzel. Çok da güzel bakıyor.
Galiba, aşık oluyorum. Adını duyduÄŸumda bile avuçlarım terliyor.
Bugün elimi tuttu. Ölüyorum zannettim.
Aşığım. Kesinlikle. O da bana. Eminim.
Sanki birbirimiz için yaratılmışız. Ten uyumu dedikleri bu olmalı. Ya ona hiç rastlamasaydım.
İki dakikada bir telefonu kontrol ediyorum. Mesaj var mı diye.
Gelen mesajları alt alta yazsam, harika bir aÅŸk ÅŸiiri çıkar ortaya. Tabii benim gönderdiklerimden de.
Çok iyi anlaşıyoruz. Onun sevdiÄŸi her ÅŸeyi seviyorum.
MüthiÅŸ biri. Beni çok seviyor.
Her an beni düsündüÄŸünü söylüyor. Ben de onu.
Ona çok güveniyorum.
Onun dışında başka şeylerle uğraşmak zorunda kalmaktan nefret ediyorum. Her an yanında olmak istiyorum.
Arkadaslarimi atlatıp onunla buluştum.
Her şeyi biliyor. Hayranım.
Bugün arkadaÅŸlarıyla maç seyredeceklermiÅŸ. Bozuldum. Maç benden önemli mi?
Eski sevgilisi nasıl biriydi acaba?
Bugün sadece 6 defa aradı. Oysa dün 8 defa aramıştı. Allah’ım
çok mutsuzum.
Çok mutluyum.
Çok mutsuzum.
Acaba benden öncekilere de aynı ÅŸeyleri söylüyor muydu?
Onu çok seviyorum, ama o benimle yeterince ilgilenmiyor. Saçlarımın ucunu 1 cm. kestirdiÄŸimi fark etmedi. Çok mutsuzum.
Beraberken televizyon seyrediyor. Eskiden sadece gözlerime bakardı.
Beni aldatıyor olabilir mi?
Harika bir gün geçirdik. Birbirimizi çok seviyoruz.
Gece yatınca düÅŸündüm de, akÅŸam yemekte bir an arka masadaki kıza baktı galiba. Saçlarımın rengini bir ton daha açmalıyım.
Evet. Artık eminim. Beni sevmiyor. Saçımın rengini açtığımı anlamadı, ”Sen makyajını mı deÄŸiÅŸtirdin?” dedi.
Ölsün istiyorum.
Hayır. Önce ben öleyim, o da vicdan azabından ölsün.
Beni aldatıyor. Kesinlikle. Gerçi elimde hiçbir ipucu yok ama,
eminim.
Hem neden aldatmasın? Erkek değil mi?
Çok mutluyum. Åžüphelerimde haksızmışım. Uzun uzun beni ne kadar sevdiÄŸini anlattı. Ben de onu seviyorum.
Ben de onu aldatmalıyım. Görür o gününü.
Sürekli dır dır ettiÄŸimi söyledi. Kıskançlığımdan bunalmış. Çok
mutsuzum.
Bugünden itibaren baÅŸka biri olacağım.
Beni zıvanadan çıkaran kendisi. Sürekli baÅŸka ÅŸeylerle meÅŸgul. İşi, arkadaÅŸları, maçlar, arabası, televizyon… O halde neden benimle birlikte?
Ayrılmamız lazım. Ondan nefret ediyorum. Allah’ım ya beni terk
ederse?
İki gündür beni sevdiÄŸini söylemedi. BaÅŸka birine aşık olmuÅŸ olabilir mi?
Çok mutsuzum.
Bir kucak çiçekle geldi. Beni çok seviyor. Ben de onu. Zaten ne
yapıyorsam aşırı sevgiden yapıyorum.
Aşırı sevgimin bir faydasını görmemiÅŸ. ”Beni normal sev” dedi.
Ruhsuz.
Allah’ım ben bu adamı nasıl sevdim? AÅŸkın,”a’’sından haberi yok.
Benim gibi bir kadına bu nasıl yapılır?
Çok bencil. Nasıl daha önce fark etmedim?
Yıllarım ziyan oldu. Bunun acısını çıkaracağım ondan.
Ona bir oyun edeceÄŸim, hiç unutamayacak.
Allah’ım, onu kaybetmek istemiyorum.
Kel kafalı, patlak gözlü ne olacak.
Beni bir gün bile mutlu edemedi.
Onu başkasına yar etmeyeceğim.
DokunduÄŸumda tüylerim diken diken oluyor.
Sinir ÅŸey.
Onu hiçbir zaman sevmedim zaten.
Terk ediyorum. Kesin kararlıyım.
Hayır, terk etmiyorum. Ona hayatı zindan edecegim.
Yarın bütün yaptıklarını bir bir yüzüne haykıracağım.
Onu çok sevdim. Bunu hiç anlamadı.
Duygusuz.
Sesini bile duymak istemiyorum.
Neden aramıyor acaba?
İnanamıyorum. Ortada hiçbir ÅŸey yokken benden ayrılmak istediÄŸini söyledi. Asla ayrılmam. Onu çok sevdiÄŸimi söyledim. Öldürmek istiyorum.
AÅŸkımdan ölmeli, ayaklarıma kapanmalı. Bu iliÅŸki ancak o zaman bitebilir.
Pakize Suda

Bu resmi çizen, Albrecht Durer isimli 1471-1528 yılları arasında yaÅŸamış bir ressam. 18 çocuklu bir ailenin resimle ilgilenen 2 erkek çocuÄŸundan biri. İki kardeÅŸin de resme karşı olaÄŸanüstü bir ilgileri ve yetenekleri var. Her ikisi de sanat okuluna gidip büyük bir ressam olma hayali kuruyorlar. Aile ise bu durum karşısında çaresiz. Madencilik yaparak geçinmeye çalışıyorlar ve karınlarını zor doyurabilmekteler. Bu durum karşısında iki kardeÅŸ kendi aralarında kura çekmeye ve kazananın sanat okuluna gitmesine, geride kalanın daha çok çalışıp diÄŸer kardeÅŸi okutması yönünde bir karar alıyorlar. Albert ve Albrecht arasındaki bu kurada okula giden dönüÅŸte diÄŸer kardeÅŸi okuması için okula gönderecek ve kendisi de madende çalışacaktı. Kurayı kazanan Albrecht okula gider ve bütün öÄŸretim görevlilerini kendine hayran bırakarak çok büyük baÅŸarılar elde eder. Okulu birincilikle bitirdiÄŸinde yöredeki bütün okullarda ismi bilinmektedir. Eve büyük bir gururla döner. Ailesi Albrecht onuruna güzel bir yemek verir.Kendisini öven konuÅŸmalardan sonra Albrecht söz alır ve kendisine bu baÅŸarıları yaÅŸatan kardeÅŸine teÅŸekkür eder. Simdi sıranın kardeÅŸinde olduÄŸunu ve okumaya göndereceÄŸi kardeÅŸi için madende çalışmaktan büyük gurur duyacağını söyler.KardeÅŸinin yanıtı ise; "İmkansız sevgili kardeÅŸim" seklindedir. "Seni okulda okutabilmek için çalıştığım senelerde bütün parmaklarım madende defalarca kirildi ve deÄŸil kalem tutmak,senin ÅŸerefine su ÅŸarap kadehini bile zor tutuyorum". KardeÅŸinin durumuna hakikaten üzülen Albrecht ise kendisini dünyanın en ünlü ressamları arasına sokan o ellerin, kardeÅŸinin ellerinin resmini çizer. Yukarıda gördüÄŸünüz bütün dünyanın ‘Praying Hands’ (Dua eden eller) olarak bildiÄŸi esas ismi ‘Hands’ (Eller) olan resim Albrecht Durer’in kardeÅŸinin elleridir.