Kategori: Günü-Birlik

Bazen beklemediÄŸimiz bir soruyla karşılaÅŸtığımızda ne söyleyeceÄŸimizi bilemeyiz. Veya ani cevaplar vererek daha müÅŸkül duruma düÅŸeriz.
Böyle bir duruma düÅŸtüÄŸümüzde yapacağımız en doÄŸru ÅŸey karşı tarafa soru yöneltmektir. ÖrneÄŸin “Ne demek istiyorsun?” bu soru gerçekten çok güzel bir sorudur. Bu soru size neler kazandırır ?
Ben bunu Tongue-fu dan öÄŸrendim : )
Çünkü bir süredir onsuz da yaÅŸayabildiÄŸimizi, hatta insanların gerçeÄŸe biraz kızgın olduklarını anlıyorum. Diyorlar ki, lanet olası gerçek, çekilip gitmiyor ki yerine koyduÄŸum ÅŸey tam anlamıyla gerçek olabilsin…
Çocuklarını gerçekten sevip sevmediklerini düÅŸünmüyor hiçbir anne-baba; bunun yerine okul taksitlerini ödemek, arada bir bir onlarla bir yerlere gitmek gibi sunulan "aile" imajına uygun olup olmadıklarını önemsiyorlar. Birinin onlara "çocuklarıyla ilgilenmedikleri" yollu bir eleÅŸtirisi öldürücü etki yapabilir; ama mesela "çocuklarını sevmedikleri"ni söyleseler ne yapacaklarını, ne düÅŸüneceklerini bilemezler, ihtimal ki bunun ne saçma bir soru ya da yaklaşım olacağı geçer akıllarından.
GerçeÄŸin yerini ne aldı?
Çünkü bir süredir onsuz da yaÅŸayabildiÄŸimizi, hatta insanların gerçeÄŸe biraz kızgın olduklarını anlıyorum. Diyorlar ki, baÅŸkalarının beni nasıl gördüÄŸü önemli, benim beni nasıl gördüÄŸümse adamsende…
Ölüm demek, hangi mezarda nasıl ve kaç paraya bir yer bulabileceÄŸimiz demek, cenaze törenine gitmek demek, iÅŸlerin aksaması demek, görüntü ve kasılma… ArkadaÅŸlarımızın evlenmesi gibi ÅŸeylere katılmak zorunluluk, görüntü ve kasılma… Gerçek sevinç ve gerçek acı yok, defolsunlar ki yerlerine koyduÄŸumuz bütün bu görüntüler ve kasılmalar gerçek olabilsinler.
MaÄŸazadaki tezgahtarla kurulan iliÅŸki ile iÅŸ arkadaşıyla ve giderek tüm arkadaÅŸlarla, akrabalarla kurulan iliÅŸkiler aynı yerde toplanıyor, görüntü ve kasılma…
GerçeÄŸin yerini ne aldı?
Konfor, kendimiz olmamanın karşılığında verilen avans. Nezaket saygı görmenin kaporası.
İnanmamız için gerçek olması yetmiyor. Hatta gerçek olsa bile kafamızdakine uygun deÄŸilse reddetmeye, umursamamaya, görmezden gelmeye hazırız. Neyiz biz, neye dönüÅŸtük, yeni insan bu mu? Yoksulu, zengini; cahili, aydını hilkat garibesi bir topluluk. Hiçbir düÅŸünceyi sonuna kadar takip edemeyen, aklından hep ÅŸablonlar geçen, hep hata yapmamaya çalışan… En önemli muhasebesi ev, araba, ipod, yeni model bilgisayar, cep telefonu olan…
Görüntüler ve kasılmalar halinde uygar Godard’ın dediÄŸi gibi bir kaçış,
"Demek ki ölmemiÅŸim, çünkü bütün hayatım bir film ÅŸeridi gibi gözlerimin önünden geçmedi."

S.Yeniceli
Eti Maden İşletmeleri Yönetim Kurulu BaÅŸkanı ve Genel Müdürü Orhan Yılmaz, dünyada ve Türkiye’de bor rezerviyle tüketim hızı arasında ”müthiÅŸ bir orantısızlık” olduÄŸunu belirterek, ”Dünyada 4 milyar ton bor rezervi var, bunun yüzde 72’si Türkiye’de. Ama Türkiye dahil yıllık tüketim sadece 4 milyon ton. VatandaÅŸ elimizdeki boru kömür gibi kazıp pazara gönderdiÄŸimizi, ne kadar çok gönderirsek o kadar fazla kazanacağımızı zannediyor. Böyle bir ÅŸey yok” dedi.
Yılmaz, Türkiye’nin bor rezervi konusundaki hesaplamalar ve deÄŸerlendirmelere iliÅŸkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, kamuoyunda bor konusunda ”ÅŸehir efsanesi” olduÄŸunu söyledi.
Bor kimyasallarının yüzde 95′inin cam, seramik ve deterjan sektörüne satıldığını, bunların dışındaki sektörlere satılan miktarın çok küçük olduÄŸunu ifade eden Yılmaz, ”Dünyada ve Türkiye’de bor rezerviyle tüketim hızı arasında müthiÅŸ bir orantısızlık var” dedi.
Bordaki temel meselenin tüketim hızını artırmak olduÄŸunun altını çizen Yılmaz, ÅŸöyle konuÅŸtu:
‘‘Borda arz fazla talep az, en temel konu bu. Bu noktayı ihmal ederek analiz yaptığınızda, bütün tablolar pembe olur. Türkiye’nin bor rezervi 2,5 milyar ton, yani dünya rezervinin yüzde 72’si Türkiye’de. Türkiye dahil dünyanın bor rezervi ise 4 milyar ton, ancak bor kimyasalı ve konsantresi olarak tüketim hızı yıllık sadece 4 milyon ton. Halihazırda dünyaya bin sene yetecek kadar bor var. Bunun 700 senesini tek başına Türkiye karşılayabiliyor. Biz olmasak bile piyasada dünyaya 300 sene yetecek bor var. İşte pembe tablo çizenlerin görmediÄŸi ÅŸey bu. Sanki biz ne üretirsek hepsini satabileceÄŸiz, müÅŸteri bizi bekliyor gibi düÅŸünüyorlar. Bu da yanlış algılamalara neden oluyor.”
”Bor konusunda kamuoyuna bol miktarda iyimserlik havası pompalanıyor” ifadesini kullanan Yılmaz, ”Türkiye’deki borun ‘tüm iç ve dış borçları ödeyebileceÄŸi’, GSMH’ye üç katı kadar katkı yapacağı’ gibi laflar söyleniyor. Bunların hiçbirinin aslı astarı yok” diye konuÅŸtu.
Türkiye’nin bor varlığının deÄŸeri konusunda hesaplama yapanların çok pahalı bir bor kimyasalını referans aldıklarını, rezervi onunla çarparak bazı rakamlara ulaÅŸtıklarını anlatan Yılmaz, ”Elimizde o kadar büyük miktar var ki, en ucuz bor kimyasalı fiyatından bile hesaplanırsa inanılmaz rakamlara ulaşılır, ama sattığımız miktar belli” dedi.
Yapılan hesaplama ve deÄŸerlendirmelerin Türkiye’nin bor rezervi deÄŸeri konusunda kamuoyunda yanlış algılamaya neden olduÄŸunu dile getiren Yılmaz, ”VatandaÅŸ elimizdeki boru kömür gibi iÅŸ makineleriyle kazıp pazara gönderdiÄŸimizi, ne kadar çok gönderirsek o kadar fazla para kazanacağımızı zannediyor. Böyle bir ÅŸey yok” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
AA