YaÅŸanılan kriz hakkında…
Bugünlerde nereye gitsem, kimle konuÅŸsam laf dönüp dolaşıp ülkedeki krize geliyor. Evet biricik ülkemiz çeÅŸitli siyasi ve ekonomik nedenlerle bir kriz geçiriyor ve etkisi de uzun süreceÄŸe benziyor. Bunun vatandaÅŸa yansıyan tarafı ise daha ucuz bir ev, daha soÄŸuk bir oda, daha az gezmeler ve diÄŸer eÄŸlencelik aktiviteler…
Fakat ÅŸunu da görüyorum ki; Zaten baÅŸkasını suçlamayı seven ülkemin insanları krizi biraz da abartarak herÅŸeyi krize baÄŸlamayı seçiyor. Kriz kriz kriz demek iÅŸ veriminden götürdükçe götürüyor.
Bugün bu konuyu düÅŸünürken bir hikaye geldi aklıma ve Amerikalı yazar John Maxwell’in bu hikayesini sizlerle paylaÅŸmak istedim.
OlumsuzluÄŸun Gücü
Yolun kenarında yaÅŸayan ve hamburger satan adam zor iÅŸitiyordu, bu yüzden bir radyosu yoktu. Gözleri bozuktu, bu yüzden gazete okumazdı. Ama iyi hamburgerler satardı. Yolun kenarında durup bağırırdı:
“Bir hamburger alır mıydınız bayım?” Ve insanlar onun hamburgerlerini alırdı. Ticaretini yürütmek için daha büyük bir fırın aldı.
Sonunda oÄŸlu, ona yardımcı olmak için üniversiteden geldi. Ama sonra bir ÅŸey oldu. “Baba, radyoyu dinlemiyor muydun?” dedi oÄŸlu. “Gazeteyi okumuyor muydun? Büyük bir ekonomik kriz yaÅŸanıyor. Avrupa’nın durumu felaket. Bizim ülkenin durumu ise daha kötü”
Bunun üzerine adam düÅŸündü, “Eh, oÄŸlum üniversiteye gidiyor, gazeteleri okuyor, radyoyu dinliyor; haklı olmalı.”
Adam böylece aldığı etin ve sipariÅŸlerin miktarını azalttı, tabelaları indirdi ve hamburgerlerini satmak için yolun kenarında durmaktan vazgeçi. Satışları bir günde düÅŸtü.
“Haklısın oÄŸlum” dedi. “Kesinlikle büyük bir krizin ortasındayız.”
Google’dan 24Kasım Özel…
Artık internetin vazgeçilmezi olan Google.com 24 Kasım ÖÄŸretmenler Günü’ne özel bir giriÅŸ hazırlamış. Tüm öÄŸretmenler adına Google.com’a teÅŸekkür ederken 24Kasım için kısa bir bilgi veriyoruz…

24 Kasım, Atatürk’ün, Millet Mektepleri’nde yazı tahtasının başına geçerek dersler verdigi günlerde, Bakanlar kurulu 11.11.1928 günü yaptığı toplantıda Ata’ya Ulus Okullar BaÅŸöÄŸretmenliÄŸi ÅŸanını verdi.24 Kasım Atatürk’ün Millet Mektepleri BaÅŸöÄŸretmenliÄŸini kabul ettiÄŸi gündür.
Diyanet.gov.tr’den hizmet…
Diyanet İşleri BaÅŸkanlığı adını "Dini Soruları Cevaplandırma Komisyonu Bilgi Sistemi" koyduÄŸu bir hizmetten an itibariyle haber almış bulunuyorum. http://sorusor.diyanet.gov.tr adresinden ulaşılabilen sistem gayet pratik olmuÅŸ. İçerisinde bir çok soru-cevabı barındıran bir veritabanında arama yapabilirken, aynı zamanda soru-cevaplardan tatmin olmadığınız ya da sorularınıza cevap bulamadığınız taktirde kendiniz bir talep ileterek cevabını en kısa sürede mail ya da web sitesi yoluyla almış oluyorsunuz. Bu faydalı hizmeti sunarak insanları baÅŸka kaynaklara yönlendirmeyen Diyanet İşleri BaÅŸkanlığı’na teÅŸekkür ederiz.
AÄŸlama…
Havada ayaz var içimde yangınlar. SabitlenmiÅŸ gözlerim ıssız sokaklara. Kimsenin duymayacagını bile bile fısıltıyla çıkıyor cümlelerim.
Bir hıçkırık düÄŸümlenmiÅŸ boÄŸazıma…
Gece olabildiÄŸince siyah…
Öylesine…
Bir tuhafım, kör kelebekler bile konmuyor saçlarıma… Kelimeler parmaklarımda donuyor seni yazarken.
Zaman çok acımasız ve verdiÄŸi bütün hediyeleri hoyratça alıyor benden. Dudaklarına yakışan çocuk gülüÅŸünü, büyümeye karşı direniÅŸini alıyor, görüyorum engel olamıyorum.
Zaman; kötü kalpli tercüman!.. Sevdaya dair bildiÄŸim bütün lisanları ivedi tercüme edip ÅŸifresini çözdükten sonra hemen silme çabasında…
Her rüzgarda pencereyi açıyorum, beni ne denli savurduÄŸunu bilmeden dipsiz kuyulara, rüzgar yüzümü yalıyor ve esip geçiyor.
Çırpınıyorum ardından,elimi tutacak bir el olsa ve çıkarsa beni bu düÅŸtüÄŸüm kuyudan ama nafile bekliyorum.
Rüzgar; o neÅŸeli çocuk çoktan kanatlanıp gitmiÅŸ oluyor, ardında yaraları henüz kanayan bir kalp bıraktığını anlayamayacak kadar vurdumduymaz!
Bir rüzgar olmak istiyorum.
Pencereni açtığın an içeriye süzülüp karışmak saçlarının kıvrımlarına, gözlerine asılmak, dudağının kenarında fırsat kollamak ve aldığın ilk solukta süzülüvermek kalbine giden patika yollara.
Ama biliyorum bir rüzgar olamayacak kadar gerçeÄŸim ben.
Ruhum rutubetleniyor sensizliÄŸin nemli sokaklarında.Küf kokuyorum, saçılıyor yüreÄŸime en beklenmedik anlarda yenilgi tohumları ve çürütüyor benliÄŸimi.
Gün dönüyor, gece oluyor. Gündüzü kendisine çeken gece çekiyor beni de kendi karanlık iklimine.
Geceden el çekince hayalin, umutsuz bir korkunun kollarında buluyorum kendimi. Hayalinin el deÄŸmediÄŸi her yer zifiri karanlık.Ne varsa gözlerimde ışığa dair hepsi senin bana bir yansıman. YokluÄŸun boynumda taşınması zor bir yük biliyorum.
İleride baÅŸka ÅŸehirler tanıyacağım muhtemelen…
Belki yıllar sonra geçmiÅŸe dair hatıralarımın arasında boÄŸulurken, yine kara bir gecede gözlerimden süzülen bir damla yaÅŸ olacaksın. Sensiz geçireceÄŸim çok fazla hazan ve yazlarım olacak belki.
Mevsimlerden geçeceÄŸim hayatın acımasızlığına inat.Cümleler eskiteceÄŸim, devrik aÅŸk ÅŸiirleri ve tek taraflı yalnızlıklar eskiteceÄŸim…
Zaman; kötü kalpli tercüman