Karamsar…
Ocak 2009, 12:13
Filed under: Günü-Birlik

Share Button

Benim adım yalnızlık,
Bir yanım karanlık,
Bir yanım şansızlık,
Gülmeyi çoktan unuttum…

Hayatım paramparça kırık,
Son mektubum cebimde yırtık,
Yüreğim buruk yüzüm asık,
Yazı çoktan unuttum…

Dertler kederler bitmiyor,
İçimdeki sızı hiç dinmiyor,
Ne yapsamda olmuyor,
Düşlerimi çoktan unuttum…

Kökten kesilen ağaç bile yeşeriyor,
Geceyi küçücük yıldızlar aydınlatıyor,
Güneş her sabah yine yeniden doğuyor,
Bense çoktan vazgeçtim,
Yoruldum…

[audio:http://boxstr.com/files/download/4734448_2glyt/Y%C3%BCcel%20Arzen%20-05-%20Kimseler%20Bilmez.mp3]

 



Hayat devam ediyor…
Ocak 2009, 01:23
Filed under: Günü-Birlik

Share Button

 

 Ağaçlar kuruyor, çiçekler soluyor, kuşlar göç ediyor, arabalar yol alıyor, binalar inşaa ediliyor, çocuklar büyüyor, dünya dönüyor, insanlar ölüyor…..
Ve tüm bunların yanında HAYAT devam ediyor.
"Hayat Tiyatro"sundan bir rol kapıyoruz kendimize ve başlıyoruz elimizdeki replikleri okumaya… Ezberimizde kalmayan yerleri kafadan atıyoruz… Sözde doğaçlama yapıyoruz…

 Bir sabah uyanıyoruz, dünya başka bir dünya; her yer yemyeşil, kuşlar ağaçlarda neşe içinde ötüyor ve biz gülümsüyoruz diye güne, gün de bize kocaman gülücük yolluyor… Her işimiz rast gidiyor o gün.. Belki de hayatın amortisini yakalamış oluyoruz. Bu her ne olursa olsun çok hoşumuza gidiyor, hep böyle kalalım diyoruz…

Başka bir sabah ağlayarak sıçrıyoruz yataktan, her yer gri, güneş bile bakmıyor yüzümüze, bulutların ardına saklanmış esirgiyor ışığını bizden… Sokağa çıkıyoruz, tüm yüzler maskeli, kimin hangi yakınlıkta olduğu belirsiz, soğuk bakışlarla üşüyoruz… İnsanlarla birlikte yeryüzündeki herşey bize uzak … İçimizden bir ses "Ben burda ne arıyorum?" diye soruyor … Dünya yabancı geliveriyor… Uzaklaşmak istiyoruz herşeyden …

 Sevdiklerimiz ve bizi sevdiğine inandığımız insanlar …
En çok hırpaladığımız insanlar… Sevgilerini "cebimizde" bildiğimizden en rahat davrandıklarımız, ertelediklerimiz, kırdıklarımız ve sonra gönlünü almaya bile gerek görmediklerimiz… "Nasılsa affeder, o beni seviyor" diye düşündüklerimiz… En fazla "yamuk" yaptıklarımız … En sevdiğimiz ama "sevdiğimizi" söylemekten kaçındıklarımız… Zamanımızı çok fazla ayırmadıklarımız…

 Maskeli çevremiz…
"Ah, beni yanlış anlayacak, aman nezaket göstermem lazım.." dediklerimiz… Aslında bizlerin selamını bile haketmeyen, ikiyüzlü, maskeli yüzler…

 Geçen ömrüme baktığımda böyle bir ömür görüyorum işte …
Her gün, Ruh halime göre gözüme değişik görünen bir dünya… Ertelediğim sevdiklerim ile fazlaca değil de gereksiz yere değer verdiğim çevremdeki maskeli insanlar…

 Ben dersimi aldım. Umarım herkes de alır…

Sevimli Tırtıl



İngilizce Eğitim…
Ocak 2009, 20:09
Filed under: Eğlencelik,Günü-Birlik

Share Button



Erkeklerin kadınlara ricasıdır…
Ocak 2009, 02:41
Filed under: Günü-Birlik

Share Button

— Saçlarınızı boyattığınızda bunu fark edemezsek anlayın ki yakışmamıştır ve bu bizim suçumuz değildir…

Çoğu erkek ısrardan ve bir şeyi ikinci kez duymaktan nefret eder; mutlaka ilk söylediğinizi anlamışızdır ama işimize gelmiyordur, lütfen bize geri zekalı muamelesi yapmayın…

Alışveriş yapmak hiç zevkli değildir ve asla zevkli olmayacaktır…

‘Beni seviyor musun?’ diye sormayın. Emin olun ki sevmiyor olsak yanınızda bir saniye bile durmayız…

Eğer farkında olmadan 2 değişik şekilde anlayabileceğiniz bir şey söylemişsek ve bunlardan biri kötü ve sizi üzecekse, kesinlikle diğer anlamında söylemişizdir, boşuna bizi sıkıntıya sokmayın…

Biz farklı anlamlar taşıyan dolaylı, mecazlı soruları anlamayız. Ne istiyorsanız doğrudan söyleyin ve bizi yormayın

Evi temizleyip yorulduktan sonra, yüzünüze bakılmayacak haldeyseniz, yaptığınız temizliğin bizim için bir anlamı yoktur, takdir beklemeyin. Temiz bir evden ziyade bakımlı görünen bir kadınla bir evi paylaşmak daha anlamlıdır…

Size ‘neyiniz var’ diye sorduğumuzda, ‘hiç bir şeyim yok!!!’ derseniz size inanırız, bizim için olay bitmiştir. O yüzden bir şeyiniz varsa doğrudan söyleyin sonra bizi anlayışsız durumuna düşürmeyin…

Canım sıkılıyor hiç dışarı çıkmıyoruz hep evdeyiz farkındamısın diye sormayın farkındayızdır. Sadece nereye gitmek istediğinizi söyleyin bizi yormayın…



Unutmayı ne sandın sen kapıda bıraktığın anahtar mı?
Ocak 2009, 00:40
Filed under: Günü-Birlik

Share Button


  Hissediyorum tükenişimi…
Sigarayı içime çekiyorum, çektiğim her nefeste dumanın değil de içimdekilerin dağılışını, tükenişini görüyorum. Mazeretim sigara iken güçsüzlüğümün nefes alışlarımın gittikçe azalışını hissediyorum…
Son solukta yaşarken hayatımı tükenişimi hissediyorum…

  Ne olmuştu bize söyle… Hayat mıydı bunları bize yaşatan, kaderimizde bu da mı vardı?

  Yoksa geçmişin izlerinden hırslanıp bunları birbirimize biz mi yapmıştık? Oysa biz değil miydik birbirimizin yaralarını paylaşacak olan.Söz vermemişmiydik… Biz değil miydik birbirimizin gözlerinde özü sözü bir olan kendimizi gören… Ya da ben mi sadece böyleydim… Biz diye düşündüğüm şey sadece benden mi ibaretti…

  Düşünüyorum da soruyorum kendime,
Kopamadığımız o geçmişe geri dönmek mi en mantıklı olan.
Hatalarını sürekli düzelterek geçmişe ilerlemek, birlikte, el ele…
Ama o zaman senin ne farkın kalır diğerlerinden…
Yoksa seni de mi geçmişe gömmeliydim kendimi gömdüğüm gibi…
Yoksa hergün yeni baştan mı yaşamalıydım seni…

  Bana uzanacak her elden korkuyorum. İnsanlar için söylenmiş tüm manevi sözcüklerin ya ben anlamını bilmiyorum ya da bunlar değişken şeyler…
  Sevmek ne demek? Sadakat diye birşey duydun mu? Unutmayı ne sandın sen kapıda bıraktığın anahtar mı?

Bu sıralar dinlemekten bıkmadığım:

Benden sevgi değil, canım istesen
Boynum kıldan ince vur gitsin beni
Ömrüm hep kış oldu, bahar ne gezer
Soldu çiçeklerim, kır gitsin beni…

Felekle kaderim bir oldu vurdu
Sen de yerden yere vur, vur gitsin beni
Yanıma yaklaşma, dertle doluyum
Sen de uzaklardan sev gitsin beni…