Sinclair C5
Mayıs 2009, 23:30
Filed under: Günü-Birlik

Share Button

Sinclair C5 elektrikli 3 teker… Sinclair firmasının batmasına ve Sir Clive Sinclair’in başarılı zx spectrumdan kazandığı paraları 1984 de bu alete gömmesiyle sonuçlanan olaylar dizisi.. aslında daha iyi irdelense ve kapalı olarak tasarlansa çok daha başarılı olabilecek bir taşıttı. İngilterenin yağmur çamurunda bu tip bir taşıt yapmak ancak Temelvari bir çözüm olmaktan ileri gidemedi. Yağmur, çamura karşı naylon örtü ve duş bonesi-kapişon gibi bir çözüm de işe yaramamıştı.
Galipabi



Hapis
Mayıs 2009, 00:38
Filed under: Günü-Birlik

Share Button

Kendi içimde hapismişim gibi,
Ne zaman çıkacağım bilmiyorum..
Kendimi içime gizleyerek insanların beni anlamasını bekleyemem,
Hata yapıyorum biliyorum…
Gözlerimi kaçırıyorum, bakmıyorum ve göstermiyorum…
Yansıyanları almıyorum ve yansıtmıyorum…
Uzun zamndır birinin gözlerine derin derin bakmıyorum fark ettim de…
Ne var sanki içimde, kimselerin görmesini istediğim bir hazine mi…

Düşünüyorum da, insan içinde kaldıkça dışarıya yabancılaşıyor…
İçeride kaldıkça, içeriye daha da mahkum oluyorsun…
Yıllarca hapiste kalmış bir insanın dışarıya özgürlüğe adım atmaktan korkması gibi…
Kim tutup çıkaracak beni içimden…
Bir başkası mı, yoksa ben mi?

Bir şeyler eksik mi?
Yoksa ben mi boş tarafına bakıyorum bardakların…
Şükürlerim dolup taşıyor orası apayrı da…
İşte…

Herkesin vardır duvarları değil mi? Olması gerekir…
Orası öyle de benimkiler tuğla değil saf beton sanki, hiç ışık sızdırmıyor…

Yazdıkları gerçekten düşündükleri midir insanın?



pozitif : )
Mayıs 2009, 12:23
Filed under: Günü-Birlik

Share Button

Seyahatten dönen ev sahibi, havaalanından bahçıvanına telefon açmış.
Nasıl, her şey yolunda mı?
Yolunda… Küreğin sapı kırıldı, şu anda onu tamir ediyordum.
Neden kırıldı?
Köpeğinize mezar kazarken zorlamışım, ondan kırıldı
Nee! Köpeğim mi öldü?
Maalesef havuza düştü?
Benim köpeğim çok iyi yüzerdi; havuzda nasıl ölür?
Havuzun suyu boşalmıştı, atlayınca betona çakıldı.
Havuzu yeni doldurtmuştuk, neden boşalttınız?
İtfaiyeciler evdeki yangını söndürürken ilave suya ihtiyaç duydular.
Neee evde yangın mı çıktı?
Evet efendim. Annenizin vefatı dolayısıyla taziyeye gelenlerden biri yanık sigara bırakmış.
Annem mi öldü? Yahu kadın daha iki hafta önce sapa sağlamdı.
Haklısınız da… Karınızla en yakın arkadaşınızı aynı yatakta görünce kalbine inmiş.
Yahu hiç pozitif bir haber yok mu adam sende?
Var efendim… Geçen gün siz AIDS testi yaptırmıştınız ya…
Sonucu geldi, POZİTİF



Anlat bakalım…
Mayıs 2009, 02:04
Filed under: Günü-Birlik

Share Button

  Anlattıkça rahatladığını mı düşünüyorsun ? Sakın düşünme, az sonra işler daha da çetrefilli hale gelecek, ağzından çıkan her cümle beraberinde bir anını getirecek, ordan hatıralarına gelecek sıra, sırlar çıkacak su yüzüne, her bir problem tek tek didik didik edilecek, anlattıkça bir rahatlama olacak, girecek-gelişecek-sonuçlanamayacak, dönecek dolaşacak yine herşeyin başı ‘sen’ olacak. Başladığın noktada duruyor olacaksın, küçük küçük parçalardan yine durduğun noktaya bakıyor olacaksın…
Evet anlat bakalım…



Canının canını yakmak…
Mayıs 2009, 01:47
Filed under: Günü-Birlik

Share Button

Canına kıyamazsın alıp nereye koyacağını nasıl sarmalayacağını bilemezsin ve öylece nadide bir yer bulursun, canım dersin ya sanki artık onun canı değildir de senin canındır o can. İşte hal böyleyken hiç ummadığın bir zamanda biri eline bir neşter tutuşturur ve işte bu canın içindir der ve ekler sen vuracaksın neşteri artık sana geldi bu görev. Öylece kalıverirsin orda, ne yapacağını bilemezsin. Canının canını yakacaksın ve de canın yanacaktır. Elindeki neşteri ne kadar derine saplarsan yarayı okadar çok temizleyeceksin. Şimdi kara kara düşünme zamanıdır. Canının canını yakacak mısın yoksa canından öteye atacak mısın?

Can yaksan da öteye gitmeyecek midir, ya da yakmasan ve direk öteye atsan bu canı. Bu can kendi bedeninde bir can değil midir? Ve de eğer bu habis tümör onun bedeninde ve neşter de senin elinde ise ve başka da kimseler yoksa bu artık senin görevin olmamış mıdır? Şüphesiz neşteri vuracaksın, yakacaksın bu canı ve yakacaksın canını.

Can uyandığında acısını hafifletmek için sana sarılacak mıdır yoksa ona bu acıyı yaşattığın için senden kaçacak mıdır? Bunu bilemeyeceksin hiç o neşteri vurmadan. Bu can onun canıdır ve kendisi seçecektir ne yapacağını. Sen de canım dediğin için ne yaparsa yapsın ona öylece destek olacaksın. Elinde neşterle eğer yine bir tümör olursa ben buradayım diyeceksin.

Can sana bir neşter attım ben zira başka çarem yoktu, elime tutuşturulmuştu çoktan bu neşter ve bu habis tümör de gelip yerleşmişti senin canına. Şimdi bak bakalım bu tümör olmadan canın ne ister. Canını çok mu yakmıştır bu neşter, yüreğinin ortasında bu tümörü biliyordun ve dokunamıyormuydun acaba? Yoksa şimdi ordan çıkartıldı diye mutlu musun?

Can sana soramam bunu, can ben hiç bilemem bunu. Bildiğim bir şey var benim sadece. Canımın canını acıtmak çooook acı veriyor…