Uzaksın…
Uzaksın…
Ardına bıraktığın hiçbir açık kapı yok. Hiçbir çıkar yol kalmamış seni bana getirecek…
Seni düÅŸünüp hayaller kurmak bile yalan oldu.
İçim açıyor. Özlüyorum. Seviyorum.
Ve bilmek istiyorum daha ne kadar dayanacak yokluÄŸuna bu aciz bedenim…
Görelim bakalım…
GüneÅŸ doÄŸuyor, gün aydınlanıyor…
GüneÅŸ batıyor, gecem baÅŸlıyor….
YaÅŸanılan her ÅŸey boÅŸ geliyor artık. Olup olmadık sinirlenmelerimdeyim yine. Durup düÅŸünüyorum bir an, neye sinirlenmiÅŸtim acaba diye. Bahane mi arıyorum ne!
Hiçbir ÅŸeyin tadı yok artık. Aç karnına içtiÄŸim çaylar ne kadar ÅŸekerli olursa olsun acımsı bir tad bırakırdı aÄŸzımda. Son zamanlarda içtiÄŸim bütün çaylar tadsız. Bu sıralar hep aç gibiyim. Açlığım sana mı ne!
Kapkaranlık bulutları gökyüzünde gördüÄŸüm zaman içim daralırdı her zaman. Bir an önce yaÄŸmurun baÅŸlamasını ve ne olacaksa olmasını beklerdim. YaÄŸmur ise yaÄŸmur, dolu ise dolu, kar ise kar. Ne yaÄŸarsa yaÄŸsın farketmezdi. BelirsizliÄŸi hiç sevemedim ki ben zaten. Ama ÅŸimdi hep belirsizlik içinde o kapkaranlık bulutların içine hapsolmuÅŸ hissediyorum kendimi.
* * *
Küçüktüm ben. Masumdum yine. Ben kimseye bir ÅŸey yapmamıştım iyilikten baÅŸka. Yaramazlıklarım sonrası utancından annemin yüzüne bakarak dolan gözlerim ÅŸimdi yine aynı sululukta. Etrafta annem de yok. Kimden utanıyorum ben?
İlk oyuncağımın kaybolmasını hatırlıyorum da hayatımın en derin acısını yaÅŸamıştım sanki. Åžimdi kendim oyuncak olmuÅŸum! Haberim de yokmuÅŸ acı çekenim de…
* * *
Hayat! Ey hayat! Yalnız görünce nasılda üstüne geliyorsun insanın. Ezip geçiyorsun! O en ağır kütleni beynime defalarca vurmak nasıl da zevk veriyor dimi sana, haydi itiraf et. Ama yine de ben yalnızlığmı seviyorum. Senin tüm bu darbelerine karşı mücadele etmeyeceÄŸim ama peste etmiyorum. Zira senin bu eziyetlerini kaldıracak bir beynim olmasa da küçücük bir kalbim var! Küçük ama çelik gibi saÄŸlam. İçinde dünyanın bütün ÅŸerefsizliklerinden, yalanlarından uzak düÅŸüncelerim var hiçbir zaman tam anlamıyla kimse ile paylaÅŸmadığım…
Öylece kalmayı beklemekten sayarsak bekliyorum. YaÅŸamayı ise nefes almaktan ibaret görürsek yaşıyorum… Görelim bakalım…
Bayram Sevinci…
ÇocukluÄŸumdaki bayramları hatırlıyorum da artık onlardan eser yok. Arefe günündeki heyecanım, yeni alınan bayramlıklarımı baÅŸucumdaki sandalyeme de asmıyorum artık. Sanırım büyüdüm…
Bugün bayram sabahı. Benim düÅŸünecek çok ÅŸeyim var yine. Belki bu yüzden bayram heyecanını hissetmiyorum. Oysa çocukluÄŸumdaki gibi kapı kapı gezmek, her düÅŸündüÄŸümü herkese söyleyebilmek isterdim. Åžimdi ise hayatımı ve düÅŸüncelerimi üzerine beton dökerek gömmem gerekiyor. Elim kolum baÄŸlı…
YüreÄŸimde sıkışan cümleler var dilimden çıkmıyor. Beynimde kor alev içerisinde yanan düÅŸünceler…
Neden böyle olduk hayat. Büyüdük diye eksildik mi yoksa? Ama ben daha hiç konuÅŸamadım anlatamadım ki derdimi sana.
Peki öyle olsun…

Yüzüme vuruyorum…
Yine yine ve yine kızıyorum benliÄŸime… KonuÅŸma, görüÅŸme, ilgilenme insanlarla diye. Seni yine üzecekler seni yine kandıracaklar diye yüzüme vuruyorum…
Yeni bir baÅŸlangıç gibi, yeniden doÄŸar gibi güvenmeye baÅŸlıyor ve hayatımdaki gerçekleri, tecrubelerimi hiçe sayarak devam ediyorum. Sonunda da her defasında yanılmayarak, kime inanırsam inanayım deÄŸiÅŸmeyecek, kime güvenirsem duygularım yer deÄŸiÅŸtirmeyecek ve gidenlerin asla geri dönmeyeceÄŸi fikrimde birleÅŸip yüzüme vuruyorum…
Hayır bir daha asla olmayacak, kırmayacak ve kandırmayacak insanlar beni diye baÅŸlıyorum ama nafile. Yine baÅŸlıyorlar en taze yanımdan, acımadan, utanmadan ve korkmadan…
Benim hayatta en çok korktuÄŸum ÅŸey insanlardır. Dün de bunu söylüyordum, bugünde söylüyorum ve yarında bu aynı olacak bir kez daha emin oldum. Bir kristal gibi kalbim ama her bakışta tuz ile buz misali. Hissettirmiyorum ama büyük acılar yaşıyorum…
Kimse bilmez, anlatsam da anlamaz beni. Zaten benim gibilerde yalnız olup yalnız ölüyor sanırım. Benim gibiler saf saftirik son noktayı koymaktan acizmi aciz!
Evet yüzüme vuruyorum. Çünkü ben herÅŸeyi hakediyorum!
