Türkiye’nin ilk Lazca romanı yayınlandı…
Haziran 2011, 10:32
Filed under: Karadeniz

Share Button

  Rize Ardeşen'de yaşayan 28 yaşındaki genç yazar Murat Ercan, 4 kişilik yazı grubuyla 3 yıl çalışarak Lazca bir roman çıkardı. Türkiye'nin ilk Lazca romanı unvanını taşıyan Daçxuri adlı kitap, Lazika Yayın Kolektifi tarafından haziran başında yayımlandı. Lazca "ateş" anlamına gelen 156 sayfalık Daçxuri, basit anlatımıyla farklı bölgelerde farklı aksanlara sahip Lazların da anlayacağı türden. Yazarın kendi köyü olan Timisvati'de geçen hikâye, geçirdikleri trafik kazası sonucu anne ve babasını kaybeden, Mustafa adında 7 yaşındaki bir çocuğun öyküsünü anlatıyor.

HEDEFLERİ LAZCA DERNEĞİ 

Lazca'nın gramer yapısı ve kelime dağarcığındaki zenginliği ile roman yazmaya uygun olduğunu göstermek istediğini belirten Ercan "Bu dilin sadece konuşma dili olarak kalmasının haksızlık olduğunu düşündük. O nedenle bu proje bizler için çok önemliydi. Hedefimiz Laz Dili ve Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi açmak. Bu sayede sözlük, dil arşivleme, roman ve öykü çalışmaları yapabilir, kaybolmuş ezgi, destanları ortaya çıkarabiliriz. 

İnanıyoruz ki, çalışmalarımızı devlet sahiplenirse insanlar bize daha farklı bakacak" dedi. Daha önce Lazika ve Oropa adlı iki Türkçe romanı da bulunan yazar, uzun yıllardır Laz dili üzerine çalışma yapıyor. Hazırladığı roman ve öykü taslakları ise İrfan Aleksiva, İsmail Bucaklişi, Hasan Uzunhasanoğlu ve Osman Şafak Büyüklü'nün oluşturduğu yazı grubu tarafından büyük bir titizlikle inceleniyor. Etnik bir dille kitap yazıp, dergi çıkarmak gibi projelerin binbir güçlükle yapılabildiğini anlatan Murat Ercan sözlerini şöyle sürdürüyor: 

"Kimileri sanıyor ki birkaç adam ülkeyi karıştırmak istiyor. Oysa sadece Laz kültürünün giderek kaybolmasına dur demek istiyoruz. Bu kadim dilin yitip gitmemesi, daha kullanılır hale gelmesi için eserler ortaya koyma gereği hissettik. Biraz geç kalmış olsak ta sanıyorum bunu yapmayı başardık." 

ÖYKÜYÜ KENDİ KÖYÜNDE YAZDI

Rize Ardeşen'e bağlı Timisvati köyünde doğan Murat Ercan'ın yazdığı öykü de bu köyde geçiyor. Ercan'ın yazdıkları, dört kişilik bir yazı kurulu tarafından denetleniyor.(Sabah)



Çağrı ismi ile ilgili : )
Haziran 2011, 13:55
Filed under: Eğlencelik

Share Button

ÇAĞRI Türkiye'de en çok kullanılan 233. isim (… 231. nilüfer, 232. burçin233. çağrı, 234. fulya, 235. ipek, …). Ülkemizde yaklaşık her 982 kişiden birinin adı ÇAĞRI ve ismin yaygınlık oranı binde 1.02.

ÇAĞRI adının yaygınlık oranının Türkiye'nin resmi nüfus sayımı sonuçları ve günlük ortalama nüfus artış hızına orantılarsak ülkemizde 29-06-2011 14:49 itibariyle yaklaşık 76,238 kişinin isminin ÇAĞRI olduğu ve ÇAĞRI isimli kişi sayısının her yıl ortalama 1212 kişi arttığı tahmini yapılabilir.

ÇAĞRI isminin Amerika Birleşik Devletindeki yaygınlık oranını hesaplarken bu isme elimizdeki Amerikan veritabanındaki 702,203 kişi arasında hiç rastlayamadık. Bu nedenle ismin Amerika Birleşik Devletindeki yaygınlık oranın bir milyonda 1.4'ten dahi az olduğunu ve Amerikada toplam 400'den az sayıda ÇAĞRI yaşadığını tahmin ediyoruz.

ÇAĞRI Türkiye'nin en yaygın 233. ismiyken, Amerika Birleşik Devletinde en yaygın 233. ad ise Maurice ismi. ÇAĞRI adının yakın kullanım oranına sahip diğer Amerikalı isim kardeşleri arasında 231. Duane 232. Leigh 233. Maurice 234. Jan 235. Joy isimleri de sayılabilir.


Siz de isminiz ile ilgili bu tür gereksiz bilgilere ulaşmak isterseniz ismimididikle.com dan uılaşabilirsiniz : )



Yalnızsın…
Haziran 2011, 20:06
Filed under: Günü-Birlik

Share Button

Hayatta mücadele etmeye, ayakta durmaya çalışırken bir an durup arkana, bir an durup çevrene bakacaksın ve göreceksin ki senin mücadelene seninle birlikte başlamış ya da sonradan dahil olan kişilerin hepsi birer birer yollarını ayırmışlar. Ve yine anlayacaksın ki. Bu hayatta yalnızsın… Bu senin kaderin…



22 Haziran 2011
Haziran 2011, 14:27
Filed under: Bir nefes...

Share Button

Dünyanın en güzel ritmi, Onun senin için çarpan kalbidir.

Bob Marley



Neye İnanırsan Gerçek Olur…
Haziran 2011, 15:01
Filed under: Günü-Birlik

Share Button

 

Donmuş gıda üretimi yapan bir firmada oda büyüklüğünde olan soğutucular vardır. İçerideki sıcaklık seviyesi genelde genellikle eksi on beş derece civarındadır. Akşam vardiyası gece yarısı on iki de sona ermektedir. On ikiye beş kala bütün işçiler hazırlanmaya gittiler. Bir işçi hariç. Bu işçi soğutucudaki işini bitirdikten sonra hazırlanmaya gidecekti. Soğutucudan çıkacağı anda kapı üzerine kapandı. Kapı ancak dışarıdan açılabilmekteydi. Dakikalarca bağırıp kapıya vurdu, ama kimse duymadı. Titremeye başladı. On ikiyi yirmi geçiyordu ve fabrikaya ilk işçiler sabah altıda gelecekti. Ama adamın daha fazla dayanacak gücü kalmamıştır. Cebindeki kâğıt kalemi çıkartıp düşüncelerini yazar.

Sabah vardiyasındaki işçiler gelir ve soğutucuya girdiklerinde cesetle karşılaşırlar. Yanındaki notta da donarak ölmek üzere olduğu yazılmıştır. Şaşırtıcı olan, soğutucunun bozuk olması nedeniyle son 36 saattir çalışmıyor olmasıydı. Termometre içerideki sıcaklığı 18 derece olarak gösteriyordu. Gerçekte neler olduğunu anlamak için cesedi otopsiye yolladılar. Doktorlar bütün verilerin adamın fiziksel olarak donduğunu yönünde olduğunu söyledi.

Bir okulda, okul müdürü üç öğretmeni çağırıp şöyle dedi: 'Bu okulun en iyi üç öğretmeni sizler olduğunuz için, bu yıl size okulun en başarılı öğrencilerinden bir araya getirilen üç sınıf vereceğiz. Bu öğrencilerin gelecek yıl da aynı hızla çalışıp çok iyi bir eğitim almalarını bekliyoruz.'

Üç öğretmen, öğrenciler ve öğrencilerin anne babaları bunun çok iyi bir fikir olduğunu düşünüyorlardı. O okul dönemi hepsinin özellikle hoşuna gitti. Yıl sonu geldiğinde öğrenciler şehirdeki diğer öğrencilere göre yüzde 20 – 30 daha başarılıydı. Müdür üç öğretmeni odasına çağırıp onlara:

'Bir itirafta bulunmak istiyorum. En zeki öğrencilerin 120 tanesi sizde değildi. Onlar ortalama öğrencilerdi.

Bu gerçeği duyan öğretmenler, öğrencilerde görülen yüksek başarının kendi öğretme kabiliyetleriyle ortaya çıkığını düşünmeye başladılar.

Ama okul müdürü:

'Bir itirafım daha var' dedi. 'Sene başında tüm öğretmenlerin isimlerini birer kağıda yazdık bir torbanın içine doldurup üç öğretmenin isimlerini rastgele seçtik. Siz inandığınız için başarılı oldunuz. Onlarda öyle…'

Anonim