Her insan fotoÄŸraflarda güzel çıkmadığını düÅŸünür. Aslında belki de en güzel oldukları yer fotoÄŸraflardır. Öyle dururlar çünkü yalan söylemezler, bırakıp gidemezler, nankör olamazlar, arkandan konuÅŸamazlar, kalbini kıramazlar, seni aldatamazlar, ihanet edemezler. GerçeÄŸinde bu yazılanların hepsini yaparlar, fotoÄŸraflar sadece susar, bakar. o yüzden gelmesin gidenler. Bir fotoÄŸraf göndersinler yeter…
En güzel günlerimin üç mel'un adamı var:
Ben sokakta rastlasam bile tanımayım diye
en güzel günlerimin bu üç mel' un adamını
yer yer tırnaklarımla kazıdım, hatıralarımın camını…
En güzel günlerimin üç mel'un adamı var:
Biri sensin,
biri o,
biri ötekisi..
DüÅŸmanımdır ikisi..
Sana gelince…
Yazıyorsun.. Okuyorum..
Kanlı bıçaklı düÅŸmanım bile olsa, insanın
bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum..
Ne yazık!..
Ne kadar beraber geçmiÅŸ günlerimiz var;
senin ve benim en güzel günlerimiz..
Kalbimin kanıyla götüreceÄŸim ebediyete ben o günleri..
Sana gelince, sen o günleri -
kendi oÄŸluyla yatan,
kızlarının körpe etini satan
bir ana gibi satıyorsun!.
Satıyorsun:
günde on kaat, bir çift rugan pabuç,
sıcak bir döÅŸek
ve üç yüz papellik rahat için…
En güzel günlerimin üç mel'un adamı var:
Biri sensin,
Biri o,
Biri ötekisi…
Kanlı bıçaklı düÅŸmanımdır ikisi…
Sana gelince… Ne ben Sezarım,
Ne de sen Brütüssün…
Ne ben sana kızarım
ne de zatın zahmet edip bana küssün..
Artık seninle biz, düÅŸman bile deÄŸiliz..